Tekila Çok Koku Yapar mı?
Kayseri’nin o soğuk sabahlarında, hayatın sırtını sana dönüp gitmiş gibi hissedebilirsin. Ama bir şekilde devam ediyorsun, adımlarını atarak, sadece hayata tutunmak için değil, belki de bir anlam bulmak için. O sabah, içimde bir şeyler patlak veriyordu. Yağmur, başını kaldırıp gözlerimi bulandıracak kadar silik bir şekilde yağıyordu. Ve ben, kahvemi yudumlarken, son zamanlarda çok düşündüğüm bir soruya takıldım: Tekila çok koku yapar mı?
Hızlı Bir Kaçış
İş yerinden çıkıp geceye karışmaya karar verdim. Kayseri’nin dar sokaklarında, o eski kafede buluşacağımızı düşündüm. Duvarda asılı eski bir Türk film afişi vardı; ne zaman moralim bozulsa ona bakardım. İçeri girdiğimde, sıcak bir hava karşıladı. Yalnızdım. Ama bir şekilde bu yalnızlık beni rahatlatıyordu.
Bir iki dakika sonra, Elif geldi. Elif’i tanıdığım günden beri, onun enerjisi ve gülüşü bana her zaman huzur vermişti. Ama bu gece bir şeyler farklıydı. O eski enerjisi yoktu. Bir gariplik vardı.
“Merhaba,” dedi, hafif gülümsedi ama gözlerinde hiçbir şey yoktu.
Gözlerini aradım, neyi kaybetmiş olduğunu anlamaya çalıştım. Ben de oturdum, söylediklerinden çok gözlerinde kaybolan ışığı gördüm. Kafamda düşünceler hızla dönmeye başladı, ama sadece bir şeyi hatırladım: Tekila…
O Gecenin Sorusu: Tekila Kokusu
Elif, biraz mavi ışık altında biralarını yudumladıktan sonra bana döndü. “Hayatımda çok şey değişti,” dedi, sesinde bir duygusuzluk vardı.
“Ne oldu?” diye sordum, ama aslında cevabı çok iyi biliyordum. O kadar çok şey olmuştu ki…
“Tekila…” dedi ve sesindeki kırılganlık benim bile kalbimi zorladı. “Tekila kokusu.”
Elif, gözlerini arada bir kaç saniye kapatarak, kafesinin köşesinde biraz daha rahat hissetmeye çalışıyordu. Ama bu gece, o tanıdık Elif değildi. Neşesi kaybolmuştu. Belli ki tek bir şey vardı, o da koku.
Benim için sadece bir içkiydi ama Elif için tekila, geçmişinin bir parçasıydı. Onunla birlikte ilk içtiğimiz geceyi hatırladım. Duygularımızı serbest bırakmıştık, nehir gibi akıp giden zamanın içinde kaybolmuştuk. Ama şimdi, her yudumda geriye dönüp bakmam gereken bir yük gibi hissediyordu.
“Tekila kokusu,” dedi tekrar, “bütün anıları tekrar getiriyor.”
O an, o kokuyu tam olarak hatırladım. Tekila, sıcak ve tatlı bir kokuya sahipti, ama bir o kadar da boğazı yakıyordu. Hani bazen bir şeyin kokusu, bir duyguyu anında canlandırır ya, işte o his. Tekila kokusu, her zaman karışık hisler yaratırdı. Elif’in de bu yüzden bu kadar tedirgin olduğunu fark ettim.
Koku, Anılar ve Gerçekler
Benimle birlikte olduğu o gecede, tekila bir kısım özgürlük hissettirmişti ama aynı zamanda gerçeklerle yüzleşmeye zorlamıştı. O günden sonra, ne zaman tekila kokusu gelse, geçmişin derinliklerinden bir şeyler kıpırdar olmuştu. İnsan geçmişinden kaçamayacağını, kokuların her an her yerde olduğunu fark ediyordu.
Elif’le bu gece de, aslında geçmişi tekrar yaşamamak için mücadele ettik. “Tekila, o kadar kokuyor ki,” dedi, “bazen başımı döndürüyor.” Ama gözleri, geçmişin yavaşça üzerine yansıyan ışıklarda kayboluyordu. İşte o an hissettim; tekila kokusu ne kadar güçlü olursa olsun, unutulmaz anıların kokusu ondan da keskin olabiliyordu.
Bir Koku Üzerine Umut
Bunları düşünürken, Elif bana dönüp gülümsedi. Ama o gülümseme, eskisi gibi değildi. Artık o kokuya karşı bir direncimiz vardı. Belki de tekila kokusunun geride bıraktığı bu yük, bizimle birlikte bir değişime yol açıyordu.
O gece kafede bir süre sessiz kaldık, ama bir şekilde, o kokuyla barışmayı öğrendik. Her şeyin geride kalması gerektiğini, yeni başlangıçların çok daha değerli olduğunu anladık.
Kayseri’nin soğuk sokaklarında, geçmişin kokusunun hafifçe kaybolduğunu hissettim. Bir adım atmak, bazen yalnızca bir kokuyu geride bırakmak kadar basit olabiliyordu.
Sonuç: Koku ve Geçmiş
Tekila, sadece bir içki değil. Kokusu, anıların katmanlarını açıyor ve onları derinden hissettiriyor. Elif, o kokuyla barışmayı seçti. Belki de bazen tekila, anılarla mücadele etmenin bir yolu oluyor. Ama geriye baktığımızda, kokusunun bir hatırlatıcı olduğunu kabul etmemiz gerekiyor: Geçmiş, kaybolmuş gibi görünsede, ona hiç uzak değiliz.
Belki de tekila, çok koku yapmıyor; ama hep hatırlatıyor.